İşverenin, çalışanın fiilen aldığı ücret yerine daha düşük bir tutarı SGK’ya bildirmesi uygulamada sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Özellikle maaşın bir kısmının bankadan, kalan kısmının elden ödendiği işyerlerinde; SGK kayıtlarında asgari ücret veya gerçek ücretin altında bir tutar görünebilir.
Bu durum yalnızca prim hesabını etkilemez. Emekliliğe esas kazanç, işsizlik ödeneği, geçici iş göremezlik ödeneği, kıdem ve ihbar tazminatı hesabı ile bazı işçilik alacakları bakımından da önem taşıyabilir.
e-Devlet üzerinden “4A Tescil ve Hizmet Dökümü” ekranına girerek çalışma dönemlerinizi kontrol edebilirsiniz. Burada her ay için bildirilen prim gün sayısı ve prime esas kazanç tutarı yer alır.
Bu tutarı fiilen aldığınız maaşla karşılaştırın. Örneğin hesabınıza düzenli olarak daha yüksek bir maaş yatmasına rağmen SGK kayıtlarında daha düşük bir kazanç görünüyorsa, eksik bildirim ihtimali değerlendirilmelidir.
Maaşınızın bir kısmı banka yoluyla, bir kısmı da elden ödeniyorsa; yalnızca banka hesabına yatan tutara değil, toplam gerçek ücretinize bakılması gerekir.
SGK’ya düşük ücret bildirilmesi, çalışanın gelecekteki sosyal güvenlik haklarını ve bazı alacaklarını etkileyebilir.
Özellikle şu sonuçlar doğabilir:
Bu nedenle çalışan, ücretinin gerçekten ne kadar olduğunu ve SGK’ya ne kadar bildirildiğini düzenli olarak kontrol etmelidir.
Gerçek ücretin ispatında tek bir belge her zaman yeterli olmayabilir. Mahkeme veya ilgili kurumlar, çalışma ilişkisinin tamamına ilişkin kayıtları birlikte değerlendirebilir.
Aşağıdaki belgeler önem taşıyabilir:
Örneğin işveren bordroda asgari ücret gösterirken, her ay banka hesabınıza daha yüksek bir tutar yatırıyorsa banka kayıtları önemli delil olabilir. Aynı şekilde “maaşın kalanını elden vereceğiz” şeklindeki mesajlaşmalar veya düzenli elden ödeme yapıldığını bilen tanıklar da değerlendirmede etkili olabilir.
Maaşın bir kısmının elden ödenmesi, her zaman tek başına düşük SGK bildiriminin kesin kanıtı değildir. Ancak banka ödemeleri, bordrolar ve fiili ücret arasında açık fark varsa; bu durum inceleme ve uyuşmazlık konusu olabilir.
Çalışanlar çoğu zaman “elden maaş alıyorum ama bunu nasıl kanıtlayacağım?” diye düşünür. Bu noktada tek bir yazılı belge bulunmasa bile, ücretin düzenli ödeme biçimi, işyeri uygulaması, tanık anlatımları, mesajlar ve banka kayıtları birlikte önem kazanır.
Bu nedenle elden ödeme yapıldığına ilişkin konuşmaları, mesajları veya ücret farkını gösteren kayıtları silmemek gerekir.
Ücretinizin düşük bildirildiğini düşünüyorsanız, işverene veya insan kaynakları birimine yazılı başvuru yapılabilir.
Başvuruda:
açık şekilde belirtilmelidir.
Yazılı başvuru yapılması her durumda zorunlu değildir. Ancak hem uyuşmazlığın erken çözülmesi hem de sonradan “çalışan bu durumu hiç bildirmedi” iddiasının önüne geçilmesi bakımından faydalı olabilir.
Başvurunun e-posta, noter ihtarnamesi veya yazılı dilekçe yoluyla yapılması tercih edilebilir. WhatsApp üzerinden yapılan bildirimler de somut duruma göre delil niteliği taşıyabilir.
Eksik prim veya düşük ücret bildirimi konusunda SGK’ya başvuru ve şikâyet imkânı bulunabilir. SGK, sigortalıların bildirilen gün ve kazanç bilgilerindeki farklılıkları inceleyebilir.
Ancak her başvurunun sonucu; işyerinin kayıtları, banka hareketleri, bordrolar, tanıklar ve denetim sırasında elde edilen bulgulara göre değişir.
İşverenin prime esas kazanç ve prim bildirim yükümlülükleri SGK mevzuatında düzenlenmektedir. SGK, eksik kazanç bildirimiyle mücadele kapsamında çalışanların bildirimleri ile ücret değişikliklerini takip ettiğini belirtmektedir. (sgk.gov.tr)
Çalışmanın hiç bildirilmemesi, geç bildirilmesi veya eksik bildirilmesi halinde; somut duruma göre hizmet tespiti davası gündeme gelebilir.
Hizmet tespiti davalarında yalnızca çalışmanın varlığı değil, bildirilen gün sayısı ve gerçek ücret gibi konular da önem kazanabilir. Ancak hangi talebin ileri sürüleceği; çalışma dönemi, SGK kayıtları, işverenin uygulaması ve eldeki delillere göre belirlenmelidir.
Bu nedenle “maaşım düşük gösteriliyor” sorunu yalnızca SGK şikâyeti olarak değil; işçilik alacakları, tazminat, ücret farkı ve sosyal güvenlik yönleriyle birlikte ele alınmalıdır.
Ücretin düşük bildirilmesi veya bir kısmının elden ödenmesi, işçi açısından önemli bir sorun olabilir. Ancak bu nedenle işten ayrılmadan önce, fesih şeklinin ve doğabilecek hakların dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
Aceleyle “istifa ediyorum” şeklinde dilekçe vermek, sonradan kıdem tazminatı ve diğer talepler bakımından sorun yaratabilir. Bazı durumlarda haklı nedenle fesih gündeme gelebilir; fakat bunun için olayın niteliği, ücret farkı, ispat imkânı ve diğer çalışma koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
İşten ayrılmayı düşünüyorsanız; banka kayıtları, ücret belgeleri, mesajlar ve diğer delilleri önceden yedeklemek önem taşır.
Maaşınızın SGK’da düşük gösteril
diğini düşünüyorsanız, önce e-Devlet üzerinden hizmet dökümünüzü kontrol edin. Fiilen aldığınız ücret ile SGK’ya bildirilen prime esas kazanç arasında fark varsa; banka hareketleri, bordrolar, iş sözleşmesi, mesajlaşmalar ve tanık bilgileri gibi belgeleri saklayın.
İşverene yazılı başvuru, SGK’ya bildirim veya uyuşmazlığın niteliğine göre hizmet tespiti ve işçilik alacağı talepleri gündeme gelebilir. Her olayda gerçek ücretin ve çalışma koşullarının somut belgeler üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Sigortasız veya eksik bildirilen çalışma süreleri hakkında daha ayrıntılı bilgi için Hizmet Tespiti Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
İş Hukuku Avukatı İstanbul